Tahir Elçi’nin ardından…

01.12.2015

Uzun yıllardır tanıdığımız, sayısız çalışmada birlikte yer aldığımız, her fırsatta görüşüne, katkısına başvurduğumuz hukukçu ve insan hakları savunucusu Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 Cumartesi günü kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi ya da kişiler tarafından Diyarbakır’da öldürüldü.

Tahir Elçi, kendi ifadesiyle “30 yıldır süren, elli bin insanımızın yaşamına mal olan, çok ağır toplumsal tahribatlara yol açan bu meselenin çözümü üzerine yoğunlaşan, düşünen, fikir üreten, tavsiye ve eleştirilerde bulunan bir hukukçu”ydu.[1]

Yıllarca Kürt bölgelerinde devlet şiddeti ve baskısına maruz kalan insanların hayatlarına hukuk mücadelesiyle yön verdi. 2013’te başlayan çözüm sürecini destekledi, çatışmasızlık ve çözüm dönemindeki siyasi sürece yapıcı katkılar sundu. 2015 ortalarında yeniden çatışma dönemine girildiğinde, sağduyulu duruşuyla taraflara sayısız çağrı yaptı. Öldürüldüğü ana dek 1990’lardaki zorla kaybetme (“faili meçhul”) olaylarının faillerinin yargılandığı dava süreçlerinde hukuki ve toplumsal mücadele verdi.

Elçi, etkili bir sivil toplum önderiydi. Duruşma salonlarından televizyon programlarına, gazete sayfalarından kamusal toplantılara kadar her alanda alışılagelmişin ötesinde derinlikli, yapıcı ve ufuk açıcı tespitleriyle karşımıza çıktı. Elçi’nin öldürülmeden hemen önce, Diyarbakır’ın kültürel mirası olan Dört Ayaklı Minare’nin halen sürmekte olan çatışmalardan zarar görmesi nedeniyle düzenlediği basın toplantısındaki konuşması, onun duyarlı ve ilkeli kişiliğinin ve net siyasi duruşunun son örneği oldu.

Tahir Elçi’yle yollarımız yıllar önce TESEV çatısı altında yürüttüğümüz çalışmalarda kesişmişti. 2010’daki “Kürt Sorununun Çözümüne Doğru: Anayasal ve Yasal Öneriler”, 2013’te “Ergenekon’un Öteki Yüzü: Faili Meçhuller ve Kayıplar”, 2014’te “Çözüm Sürecinde Eve Dönüş: Psikolojik/İdeolojik, Siyasi/Kamusal, Sosyal ve Ekonomik Alanlara Dair Tespit ve Öneriler” ve 2009-2015 yılları arasında “Cezasızlık ve İnsan Hakları Avukatlarına Destek” çalışmalarımızda Elçi’yle kimi zaman yan yana çalıştık, kimi zaman da çalışmalarımıza yön veren katkılarını aldık.

Kaybımız çok büyük. Türkiye, sağduyulu bir aydınını; adalet, ifade özgürlüğü ve demokrasi yolunda gayretli ve çalışkan bir hukukçusunu; bizler de en kritik anlarda bile iyimserliği ile yolumuza ışık tutan bir arkadaşımızı kaybettik. Kendimizi, onu tanımış ve onunla çalışabilmiş olmakla avutuyoruz…

PODEM olarak, Tahir Elçi’nin öldürülmesinin arkasındaki kişilerin ve koşulların bir an önce aydınlatılarak toplum ile paylaşılmasını, bu cinayetin yeni bir “faili meçhul” olarak kalmamasını talep ediyoruz. Tahir Elçi’yi zamansız bir şekilde aramızdan alan karanlık güçler ve koşullar karşısında, kalıcı bir barış için her kesimin elini taşın altına koyması ve kendi çevresinden başlayarak çatışma yaratan koşulların ortadan kalkması için çaba göstermesi gerektiğini düşünüyoruz. Tıpkı Tahir Elçi’nin hayatı boyunca yaptığı gibi…

Oxir be Tahir Elçi! Em te ji bîr nakin.

Hoşçakal Tahir Elçi! Seni unutmayacağız.

 

[1] Tahir Elçi’nin 20 Ekim 2015’teki duruşmadaki savunması. Kaynak: http://www.imctv.com.tr/tahir-elci-sozlerimin-arkasindayim/

 

Etiketler: